Donna’nın otizmin hayatını ne şekilde etkilediği konusundaki tanımı, beyninin normal bir şekilde gelişip gelişmediği veya farklı mı işlediği sorusunu akla getiriyor.
Otistik kişiler çok fazla faaliyette bulunmaları veya çok az ilgi alanına sahip olmaları, aynı davranışı (elleri çırpmak gibi) defalarca tekrarlamaları veya aynı alışkanlıklara takılıp kalmalarıyla dikkat çekerler.
Donna erişkin yaşa gelene kadar kelimeleri anlayamamasına rağmen, sonuçta hem konuşmayı hem de yazmayı öğrendi ve oldukça özgün iki kitap yazdı.
Donna çevre şartlarının otistik bir davranışı tetiklemesini, yani geçici felç halini başlatmasını engellemek için kendine ‘sabun köpüğü yasağı koydu’.
Donna ‘özel eğitime muhtaç çocuklar” ‘ın okuluna gidiyordu. Donna’nın zorlu çocukluk tecrübeleri ile başa çıkabilmek için neden farklı kişilikler geliştirdiği, psikanalitik yaklaşımda ele alınacaktır.
Otizm Donna’yı bazen saplantılı bir şekilde göz kırptığı, ileri geri sallandığı, saatlerce gözlerini boşluğa diktiği, kendisine dokunulmasından nefret ettiği, insanlar ile teması istemediği bir dünyaya hapsetmişti.